Dini nikahı olan ilişkiye girebilir mi ?

Tunaydin

Global Mod
Global Mod
Zeynep ve Ali, dini nikâhla birlikte yaşamaya başlıyor. Birkaç yıl içinde ortak harcamalar yapıyor, ev eşyaları alıyor ve aile bütçesine birlikte katkıda bulunuyorlar. Çocuk sahibi olduktan sonra ilişkileri bozuluyor.

Zeynep, birlikte yaşadıkları evin ve alınan eşyaların yarısının otomatik olarak kendisine ait olduğunu düşünüyor. Ali ise bazı harcamaları kendisinin karşıladığını belirterek farklı bir görüş savunuyor.

Resmî evlilik bulunmadığı için mal paylaşımında eşler arasında geçerli olan yasal rejimin otomatik olarak uygulanması beklenemez. Bununla birlikte taşınmazın kimin adına kayıtlı olduğu, ödemelerin nasıl yapıldığı, tarafların katkıları ve mevcut belgeler gibi unsurlar somut hukuki değerlendirmede önem taşıyabilir.

Çocuk varsa onun ihtiyaçları da ayrı bir mesele olarak ortaya çıkar. Çocuğun bakım, eğitim ve geçim sorumluluğu, anne ve babanın resmî evli olmamasından dolayı ortadan kalkmaz.

Bu örnek bize önemli bir noktayı gösteriyor: Birlikte yaşamak ekonomik bir ortaklık oluşturabilir, fakat ekonomik ortaklık ile hukuken tanınan evlilik aynı şey değildir.

Örnek olay 3: Aile baskısı nedeniyle resmî nikâh yapamayan çift

Elif ve Can yetişkin iki kişi olarak evlenmek istiyor. Ancak aileleri farklı nedenlerle resmî nikâha karşı çıkıyor. Çift, aileleriyle çatışmayı büyütmemek amacıyla dini nikâhla yetinmeyi düşünüyor.

Bu durumda yalnızca dinî hükmü değerlendirmek yeterli değildir. Ailelerin baskısı, ekonomik bağımsızlık, barınma imkânları ve geleceğe ilişkin planlar da dikkate alınmalıdır.

Çiftin resmî nikâh yapamamasının nedeni yalnızca düğün masraflarıysa çözüm, düğün ile resmî evliliği birbirinden ayırmak olabilir. Gösterişli bir düğün yapmak zorunlu değildir; önemli olan evlilik işleminin hukuken tamamlanmasıdır. Bununla birlikte aile baskısı, güvenlik sorunu veya başka bir engel varsa çiftin kendi koşullarına uygun bir yol belirlemesi gerekir.

Burada sorulması gereken soru şudur: Ailelerin onayı için beklemek, çiftin haklarını ve geleceğini belirsiz bırakmayı gerektirir mi?

4. KADINLAR VE ERKEKLER BU KONUYU NEDEN FARKLI DEĞERLENDİREBİLİYOR?

Dini nikâh tartışmalarında kadınların ve erkeklerin farklı kaygılar taşıdığı sıkça dile getirilir. Ancak her kadının duygusal, her erkeğin pratik düşündüğünü varsaymak doğru değildir. Kişilerin ekonomik durumu, aile yapısı, inanç anlayışı, geçmiş deneyimleri ve ilişki içindeki güç dengeleri bu yaklaşımı etkileyebilir.

Bazı erkekler açısından dini nikâh, evlilik niyetini ortaya koyan, dinî sorumlulukları yerine getirmeyi sağlayan ve çiftin birlikteliğine meşruiyet kazandırdığı düşünülen bir adımdır. Bu kişiler resmî nikâhı daha sonraki bir tarihte yapmayı sorun olarak görmeyebilir. Düğün masrafları, ailelerin anlaşamaması veya iş koşulları gibi nedenlerle işlemlerin ertelenmesini pratik bir çözüm olarak değerlendirebilirler.

Ancak başka erkekler de resmî nikâhın önemini vurgular. Çünkü evlilik yalnızca cinsel birliktelik değil; ekonomik sorumluluk, ortak gelecek, çocukların bakımı ve hukuki yükümlülükler anlamına gelir. Resmî kayıt, bu sorumlulukların açık ve kanıtlanabilir biçimde tanımlanmasını sağlar.

Kadınlar açısından da farklı bakış açıları vardır. Bazı kadınlar dini nikâhı, ilişkide bağlılığın ve karşılıklı sorumluluğun manevi ifadesi olarak görür. Partnerlerinin kendilerini ciddi bir evlilik niyetiyle kabul etmesini önemserler. Diğerleri ise özellikle resmî nikâh olmadan çocuk sahibi olma, ekonomik bağımlılık geliştirme veya ayrılık durumunda haklarını koruyamama ihtimalinden kaygı duyabilir.

Bu kaygıların nedenlerinden biri, çocuk bakımı ve ev içi emeğin ilişkideki dağılımıdır. Bir kişi gelir elde etmek için çalışırken diğeri çocuk bakımı nedeniyle işinden ayrılırsa, zaman içinde ekonomik bağımsızlıkları farklılaşabilir. Resmî evlilik olmadığında, ayrılık sırasında evlilik hukukuna dayanan bazı mali güvenceler devreye girmeyebilir.

Bununla birlikte erkeklerin de dini nikâhla birlikte yaşadıkları ilişkilerde ekonomik katkı, çocukların bakım sorumluluğu, toplumsal baskı ve ayrılık sonrasında ebeveynlik düzeni gibi konularda ciddi kaygıları olabilir.

Dolayısıyla asıl ayrım kadınlarla erkekler arasında değil, ilişkide üstlenilen sorumluluklarla bu sorumlulukları koruyan güvenceler arasındadır.

Bir taraf dini nikâhı bağlılığın yeterli kanıtı olarak görürken diğeri resmî nikâhı güvenin vazgeçilmez parçası kabul edebilir. Bu farklılığın çözümü, taraflardan birinin kaygısını küçümsemek değil, evlilikten ne anladıklarını açıkça konuşmaktır.

5. TÜRKİYE'DEKİ EVLİLİK VERİLERİ BİZE NE SÖYLÜYOR?

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 24 Şubat 2025 tarihinde yayımladığı 2024 Evlenme ve Boşanma İstatistikleri, evlilik ve aile yapısını değerlendirmek için önemli bir veri kaynağıdır. Bültene göre 2024 yılında 568 bin 395 çift evlenmiş, 187 bin 343 çift boşanmıştır. Boşanmaların yüzde 33,7'si evliliğin ilk beş yılında, yüzde 21,3'ü ise altıncı ve onuncu yıllar arasında gerçekleşmiştir. TÜİK+1

Bu rakamları doğru yorumlamak önemlidir.

568 bin 395 evlilik, bir yıl içinde gerçekleşen resmî evlenme olaylarının sayısını ifade eder. 187 bin 343 boşanma ise aynı yıl gerçekleşen boşanmaların sayısıdır. Bu iki rakamı birbirine bölerek o yıl evlenen çiftlerin ne kadarının boşandığını hesaplamak doğru olmaz; çünkü boşanan çiftler çoğunlukla önceki yıllarda evlenmiştir.

Boşanmaların yüzde 33,7'sinin ilk beş yıl içinde gerçekleşmesi de ilk beş yıl içinde evlenen her yüz çiftten yaklaşık 34'ünün boşanacağı anlamına gelmez. Bu oran, 2024 yılında gerçekleşen boşanmaların evlilik süresine göre dağılımını gösterir.

Bu ayrıntı neden önemli? Çünkü evliliğin başlangıcında tarafların birbirinden ne beklediği, ekonomik koşullar, aile müdahalesi ve sorumlulukların paylaşımı gibi konuların önemi büyüktür. Ancak TÜİK'in bu verileri, dini nikâhlı çiftlerin boşanma veya ayrılık oranlarını tek başına göstermemektedir. Bu istatistiklerden hareketle dini nikâhın boşanmayı artırdığı ya da azalttığı sonucuna ulaşılamaz.

Verilerin bize sağladığı asıl katkı, evlilik kararlarının uzun vadeli sonuçlarını düşünmenin önemini hatırlatmasıdır. Evlilik birliğinin ilk yıllarında bile taraflar arasında önemli anlaşmazlıklar ortaya çıkabilir. Bu nedenle evlilik kararını yalnızca bugünkü duygulara göre değil, gelecekteki sorumlulukları da hesaba katarak değerlendirmek gerekir.

6. CİNSEL İLİŞKİDE RIZA, GÜVEN VE SORUMLULUK NEDEN ÖNEMLİ?

Dini nikâhın geçerliliği üzerine yapılan tartışmalarda bazen bütün dikkat, cinsel ilişkinin helal olup olmadığına yönelir. Oysa sağlıklı bir birliktelik açısından karşılıklı rıza, saygı ve güven de vazgeçilmezdir.

Dinen geçerli bir nikâhın bulunması, taraflardan birinin diğerini cinsel ilişkiye zorlayabileceği anlamına gelmez. Evlilik içinde de kişinin sınırlarına, iradesine ve güvenliğine saygı gösterilmelidir. Baskı, tehdit veya zorlamayla gerçekleşen bir ilişkiyi yalnızca nikâhın varlığı üzerinden değerlendirmek doğru değildir.

Psikolojik açıdan da ilişkinin güvenli hissedilmesi önem taşır. Bir kişi dini nikâh nedeniyle kendisini evli kabul ederken diğerinin ilişkiyi geçici görmesi, ciddi bir beklenti çatışmasına yol açabilir. Bu durum özellikle taraflardan biri ilişkiyi ailesinden gizliyor, ekonomik açıdan diğerine bağımlı hâle geliyor veya ayrılık durumunda sosyal çevresinin tepkisinden korkuyorsa daha ağır sonuçlar doğurabilir.
 
Üst